Meme sırasıyla deri, deri altı dokusu, corpus mama yani parankim dokusundan oluşur. Bayanlarda en sık görülen kanserlerdendir meme kanseri. Kadınların meme kanserine yakalanma oranı 1/8’dir. Yani her 8 kadından biri meme kanserine yakalanır.
Memede rastlanan her kitle kanser değildir. Memenin birçok selim hastalıkları da vardır. Örneğin fibrokistik meme hastalığı çok sık olup selim tabiatlıdır. Kanserleşme oranı son derece düşüktür. Fibro adenom denen sert kitleler halinde ele gelen yapılar da selim tabiatlı olup azda olsa kanserleşme riski taşırlar. Yine meme dokusu kistik bazı lezyonlarında bulunabileceği bir dokudur.
Meme kanseri sebepleri

Sporadik: Ailede meme kanseri olan kimse yoktur. Oran %75-90’dır.

Ailesel meme kanseri: Ailede akrabalar arasında meme kanseri olanlar vardır.

Kalıtımsal meme kanseri: Bazı sendromlarla beraber meme kanseri de birlikte görülür.

Hormon kullanımının meme kanseri ile bağlantısı tam açıklanabilmiş değildir. Dünya sağlık teşkilatı hormon kullanımının kanser üzerine artırıcı ya da azaltıcı herhangi bir etkisinin olmadığını söylemektedir.
Emzirme eğer 36 ayı geçiyorsa meme kanserini önlemede etkili olduğu iddia edilmektedir. Bunu destekleyen birçok çalışma mevcuttur.
Menopozda hormon kullanımının meme kanseri riskini artırdığı yönünde bazı çalışmalar vardır. Eğer birlikte selimde olsa bir meme hastalığı varsa bu risk daha da artmaktadır. Meme kanseri teşhisi konmuş bir kadın tedavi edilmezse ortalama yaşam süresi 2-7 yıldır. Tümörün iki katına çıkma süresi yaklaşık 100 gündür. Meme kanseri çoğunlukla kemiklere, akciğerlere, yumuşak dokulara ve karaciğere yayılır.
Meme kanserinde tarama hiçbir hastalık bulgusu olmayan kadınlarda çok yeni dönemde hastalığı tanıma hedefiyle yapılır. Bu amaçla yapılanlar;

Kendi kendine meme muayenesi,

Klinik meme muayenesi,

Mamografi ve meme ultrasonu,


Bu yöntemlerden meme muayenesi fazla etkili değildir. Muayeneyle ele kitle gelmesi ve portakal kabuğu gibi deri büzüşmelerinin olması veya kanlı meme başı akıntıları gibi bulgular oluştuğunda hastalık çoğunlukla ilerlemiş durumdadır. Mamografinin ise etkili olduğu tespit edilmiştir. Memede bir kitle varsa bu makrokist, fibroadenom, fibrokistik hastalık, yağ nekrozu ya da kanser olabilir. Meme başı akıntısı çoğunlukla sanıldığının aksine kesin kanser bulgularından değildir. Ancak kanser varlığında meme başı akıntısı % 85 kanlı olur. Meme başı akıntısından yapılan patolojik inceleme güvenilir değildir.
Memeyle ilgili en sık şikayet ağrıdır. Fakat meme ağrısı çeken kadınların sadece % 7’sinde kanser vardır. Meme ağrıları adet dönemleri ile yakinen ilgili ise neden hormonaldir ve kanser ihtimali düşüktür. Daha çok memenin üst dış tarafındadır. Hassasiyet ve gerginlik hissi fazladır. İri memeli kadınlarda ağrı daha şiddetlidir. Bu durum herhangi bir hormonal tedavi gerektirmez. Ağrı kesiciler yeterlidir. Meme muayenesi normal olan kadınlarda 40 yaşından önce rutin mamografi önerilmez. Meme ansızın büyümüşse, meme başı değişmişse, yaralar açılmış ve kızarıklıklar varsa koltuk altında kitle ya da kemik ağrıları varsa hemen her türlü yöntem kullanılarak araştırılmalıdır. Mamografinin 40 yaşını geçen kadınlarda rutin olarak 2 yılda bir yapılması önerilir. Bazıları bu sürenin 4 yıl olması gerektiğini söylemektedirler. Memeler mamografiyle oldukça fazla radyasyona maruz kalırlar. Bu nedenlerle sık sık mamografi çektirmek zararlı olabilir. Benimde kişisel kanaatim bu yöndedir.
Mamografide kitle ve mikrokalsifikasyonun olması meme kanseri lehinedir. Meme ultrasonu mamografiye yardımcıdır. Ancak meme kistlerinin tespitinde avantajlıdır. 1 cm den ufak kitleleri kaçırırlar. Biyopsiye yardımcı olarak kullanılabilen bir yöntemdir.
Meme biyopsileri: Şüpheli meme dokusundan çeşitli yollarla parça alınması ve bunun mikroskopik olarak incelenmesidir. Meme kanserinde tedavi cerrahi ve ilaçlarla yapılır. Radyoterapi denen ışın tedavisi de çoğunlukla uygulanmakta olup, oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.
Meme başından süt gelmesi sık rastlanan bir durum olup çoğunlukla prolaktin hormonunun artışına bağlıdır. Eğer süt zorlama ile sıkarak az miktar geliyorsa bu zararsızdır. Sıkınca fışkırarak geliyorsa veya kendi kendine akıyorsa bu tedavi edilmelidir.
Gelen bu süt adet düzenini bozabilir. Gebelik şansı azalır. Memeler devamlı uyarıldığı için ağrı ve meme hastalıklarına meyil artar. Tedavide kullanılan bazı ilaçlar vardır. Ancak yan etkileri de oldukça fazladır.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir