Prolaktin Nedir?

Prolaktin (prolactin) insanlarda beyinin arka kısmında hipofiz adı verilen bir bölgeden salgılanan bir hormondur. Başlıca fonksiyonu doğum sonrası süt üretimidir. Kandaki normal değer aralığı 10-25 ng/ml’dir. Normal olarak kan dolaşımında ufak miktarlarda bulunmaktadır. (erkeklerin kan dolaşımında da bulunur) Prolaktin inhibe edici faktör (dopamin) adındaki bir başka hormon tarafından kontrol altında tutulmaktadır.
Prolaktin hormonu salgısı arttığı zaman gereksiz süt salınımına (buna galaktore denmektedir) ve adet düzensizliğine neden olur. Bazen klinik olarak şikayetler olsa bile kan testlerinde hormon düzeyleri normal çıkmaktadır, bunun nedeni laboratuvar yöntemleri ile ölçülemeyen prolaktin alt türlerinin olmasıdır ve bunların da laboratuvarda tespit edilememesidir. Prolaktin fazlalığı kadınların mühim bir kısmında adet gecikmeleri , adet düzensizliği ve memelerden süt gelmesi durumu görülür.

Süt Hormonu Yükselmesi ( Devamını Oku →

Kordon kanı kök hücre depolaması nedir?

Doğumdan sonra kesilen kordon ve plasenta arasında kan kök hücrelerinden zengin kordon kanının depolanması son yıllarda oldukça gündemde olan ve çok sayıda tartışmaya neden olmuş bir konudur. Kan kök hücrelerinin ayrıştırılması ve takiben dondurularak saklanması 2000′li yıllardan sonra, özellikle ülkemizde oldukça rağbet görmüş ve peşi sıra açılan kordon kanı bankaları ile büyük bir pazar yaratılmıştır. Ülkemizde kurulan kordon kanı bankaları kordon kanından elde edilen kök hücreleri yurt içinde veya yurt dışında saklamaktadır. İdeal olanı tam kan değil ayrıştırıldıktan sonra kök hücrelerin depolanmasıdır.
Kan kök hücreleri erişkin yaşamda kemik iliğinde bulunurlar ve kanın şekilli elemenlarının (kırmızı küreler, beyaz küreler, trombositler) yapımından sorumludurlar. Eğer herhangi bir şekilde kemik iliğinde kan yapımında bozukluk veya duraklama olursa ki bunun en sık görülen nedenleri kan kanserleri (lösemi) ve aplastik anemilerdir, kemik iliği nakli ile işlev geri döndürülebilir. Kem Devamını Oku →

Yumurta Dondurma

Günümüzde yumurtasını donduran her yüz kadından otuz tanesi gebelik elde edebilmektedir. Embriyo dondurma ve çözme sonrası gebelik başarısı %40-50’leri bulmuştur ve ayrıca yasal bir yöntemdir.

Kadınlar neden yumurtalarını donduruyor? Bu durum hangi şartlarda gerekir?

Özellikle kanser tanısı konmuş ve kemoterapi tedavisine başlayacak olan kadınlar yumurtalarını dondurmak üzere başvururlar. Çünkü kemoterapide kullanılan birçok ilaç ve kimi kanser vakalarında kullanılan radyoterapi, üreme sistemine, özellikle yumurtalık fonksiyonları üzerine kalıcı hasar yaratabilmektedir. Bunun yanı sıra, gelişmiş ülkelerde özellikle çalışan kadınlar evliliği ya da çocuk doğurmayı daha ileri yaşlara ertelemektedir. Bu nedenle, genç yaşlarda sayısı daha fazla ve kalitesi daha iyi olan yumurtalarını dondurmak için başvurmaktadırlar. Ayrıca, tüp bebek tedavisinde yumurta toplama günü erkek eşten sperm elde edilemeyen, testis biyopsisinden sperm çıkmayan hastaların yumurtaları dondurulabilir.

Kanserli bayan ha Devamını Oku →

Gebelik oluşmama nedenleri

Gebelik oluşmama nedenleri
Erkekte Sperm Üretimi ve Sperm ile İlgili Sorunlar
Erkek den kaynaklanan gebelik oluşmaması sorununda en sık görülen sorun sperm üretimi veya üretilen spermin iletimi ile ilgili problemlerdir. Oligospermi yani sperm sayısının düşük olması ve azospermi yani hiç sperm olmaması, doğumsal hastalıklara bağlı olabileceği gibi, varikosel, vazektomi yani erkekte aile planlaması amacıyla vaz deferens adlı kanalın bağlanması sonrasında, fıtık ya da bazı karın ameliyatlarında vaz deferensin istenmeden kesilmesi sonrasında da ortaya çıkabilir.

Erkeğin çok fazla sigara ve alkol tüketmesi de başka mühim nedenlerdir. Erken boşalma veya ereksiyon ( peniste sertleşmeme ) sorunları da üretilen spermin kadına ulaşmasını engelleyerek gebelik için engel neden olabilir. Ayrıca seyrek cinsel ilişki de gebelik oluşmama nedeni olmasa da geç gebe kalma nedeni olabilmektedir.
Oosit, Yani Yumurta Hücresi Üretimi İle İlgili Sorunlar
Kadında en sık görülen neden, ovulasyon yani kadında döllen Devamını Oku →

Doğum Lekesi

Büyükannelerimiz “Canın bir şey çektiğinde, sakın bir yerini kaşıma. Sonra kaşıdığın yerde bebeğinde leke çıkar.” derledi. Tabii ki hepimizin bildiği gibi bu sözler bir hurafeden öte değildir, ancak hala ufacıkta olsa bu cümlelere inandığımızı kaybetmediğimizi inkar edemeyiz değil mi?
Cildimizin rengini oluşturan melanin, derimizin üst katmanında var olan ve melanosit dediğimiz hücreler tarafından üretilir. Melasma veya doğum lekesi, renk oluşturan sistemin doğru çalışmadığı durumlarda, yüzde yama tarzı açık ya da koyu kahve renkli düzensiz sınırları olan lekelerin oluşumudur. Uzmanlara göre “Doğum lekesi her türlü cilt tipinde ve her iki cinsiyette de görülebilir, ancak bayanlarda ve deri tipleri esmer, yani koyu olanlarda daha sık görünmektedir. Doğum lekesi genelde yavaş ve simetrik olarak gelişir. Ayrıca, yıllar boyunca da devam edebilir. Lekeler genelde yaz aylarında ve solaryum sonrasında koyulaşma eğilimi gösterir.” diyor ve doğum lekesi ile ilgili bizleri bil Devamını Oku →

Hamilelikte Kilo Artışı

Hamileyken ideal kilo almak için doğru beslenme ve egzersiz yapmak çok önemlidir. Gebelikte ideal kilo artışı vücut kitle indeksine göre değişir. Ortalama hedeflenen kilo 9 ile 12 kg arasında olmalıdır. İlk trimestr toplam en fazla 3 kg alınabilir. Daha sonraki dönem için her ay 1 yada 1.5 kg ideal bir artış olabilir.

Gebelikte 7 kilodan daha az kilo artışının bazı yayınlarda erken doğuma neden olabileceği yönünde sonuçlar vardır. Bunun yanında fazla kilo artışı ise anne için gebeliğin güç geçirmesine neden olacak bir yüktür. Kontrol edilemeyen bir kilo artışı olursa gebelerin bu konuda diet ve egzersiz programı yardımı almaları gerekebilir. Hızlı kilo artışı yaşamamak için gebelik boyunca izleyeceğimiz en iyi yol; karbonhidrat besin grubundan (makarna,pilav,patates,tatlı gibi) uzak durmak, bol sebze ve meyve tüketmek, sık ve az beslenmek ve düzenli yürüyüş yapmaktır.

Hamilelik İçin En İdeal Yaş

Doğurganlık İlerleyen Yaşlarda Azalıyor
Kadınlarda adet kanamaların başlaması ile beraber doğurganlık da başlamış olarak kabul edilebilir. Bununla beraber gerek fizyolojik, gerekse psikolojik olarak olgunluk çağına erişmesi toplumdan topluma değişmekle beraber 18 -20 yaşı bulabilir. Bu yaşlardan itibaren hem fizyolojik hem de patolojik nedenlerden ötürü doğurganlık oranının azalabileceği bir gerçektir. Örneğin gelişebilecek genital bir enfeksiyon nedeni ile kanallar tıkanabilir.
Anne Olma Yaşında Altın Standart
Şimdiye kadar yapılan hiçbir çalışma ideal gebelik yaşını ortaya koymak için yeterli kanıt ortaya koyamamakla beraber en azından istatiksel olarak 20 – 29 yaş arası en güvenli olarak kabul edilebilir. 1958 yılında toplanan uluslararası bir komite 35 yaş sonrası gebeliklerin riskli olarak kabul edilmesini bildirmesinden sonra bu yaş sınırı ‘altın standart’ olarak kabul edilmiştir.

Son yıllarda, toplumlar arası büyük far Devamını Oku →

Gebelik için daha iyi cinsel ilişki pozisyonu var mıdır?

Hamile kalma oranını artıran özel bir cinsel pozisyon yoktur. Belki spermlerin rahim ağzında yığılmasını sağlayan bazı pozisyonları duymuşsunuzdur. Ancak bunları destekleyen çalışmalar yoktur. En mühim konu müsait zamanda cinsel ilişkiye girilmesidir ki, yumurtlama zamanından bir-iki gün önce ve yumurtlama gününde cinsel ilişkiye girmek, hamile kalmak için yeterli olacaktır. Bazı insanlar, eşinin boşalmasıyla birlikte orgazm olan kadınların daha çabuk hamile kaldığına inanırlar. Bunun da hiçbir dayanağı yoktur. Gebe kalmak için kadının orgazm olması gereken bir şart değildir. Fakat rahimdeki kasılmalar, spermin yumurtalık http://www.hamilemiyim.net kanallarına doğru ilerlemesine yardımcı olabilir. Tıpkı yumurtlama zamanında cinsel ilişki olmadan da ağrısız kasılmaların istemsiz olarak gerçekleşmesi gibidir.

Süt artırma yöntemleri

Süt artırma yöntemleri
Anne sütünün üstünlüğü tartışılmaz.İlk 4-6 ayda anne sütü, bebek için gerekli bütün besinleri içerir ve beraberinde başkaca bir gıda verilmesi gereksizdir. Emzirme, anne ile bebek arasındaki ilişki kalitesinin en yüksek seviyede olmasını sağlayan psiko-sosyal ortamı yaratır. Anne sütü ile beslenen çocuklarda bulaşıcı hastalıklar daha seyrek görülür. Ayrıca anne açısından bakıldığında ise, annede meme ve yumurtalık kanseri gelişme olasılığını azalttığı saptanmıştır.
Bebeğinizin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan en iyi şekilde korunmasını istiyorsanız; bebeğinize kesinlikle anne sütü vermelisiniz, yani doğal beslenmeden uzaklaşmamalısınız. Ayrıca her annenin kendi sütü bebeğinin erken, zamanında veya geç olarak doğmuş olmasına bağlı olarak içeriği değişmekte; sonuçta: her annenin sütü özellikle kendi çocuğunun en ideal besin kaynağı olmakta ve başkaca hiç bir besin onun yerini dolduramamaktadır. Ancak annelerin büyük bir çoğunluğu, mühim bir yanılgıya d Devamını Oku →

Cinsiyet Belirleme

Hamilelik öncesi bebeğinizin cinsiyetini belirlemenin mümkün olduğunu duymuşsunuzdur. Peki, bunun için en sağlıklı yol nedir?
1970′lerde X ve Y kromozomlarını taşıyan spermlerin birbirlerinden ayrılabileceğinin keşfi ile istenilen cinsiyette çocuğun dünyaya gelebilmesinin bilimsel yolu açılmıştır. 1998 yılında Virginia’da yapılan çalışmalarda Y kromozomlarının DNA oranlarının X kromozomlarına göre ufak olması nedeni ile Y kromozomlarının hareket hızları daha fazla olduğundan, bir takım tekniklerle X ve Y içeren spermlerin ayırt edilebileceği kanıtlanmıştır.
Cinsiyet Belirlemenin En Sağlıklı Yolu

Bilindiği gibi Y kromozomu taşıyan spermin yumurtayı döllemesinden erkek, X kromozomu taşıyan spermin yumurtayı döllemesinden ise kız cinsiyeti oluşur. İstenilen cinsiyette bebek sahibi olmanın en garanti yolu tüp bebek uygulamasında embriyodan alınacak bir hücrede X ve Y kromozomları tespit edilerek, istenilen cinsiyette Devamını Oku →